İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Ali KILIÇ İstiklal Marşı'nın Milli Marş olarak kabul edilişinin 87. yıldönümü nedeniyle bir kutlama mesajı yayınladı.

20.yy. başlarında Osmanlı Devleti yorgun düşmüş ve toprakları işgal edilmişti. Büyük bir savaşa girmiş ve müttefik güçlerin yenilmesi dolayısıyla Osmanlı da yenik sayılmıştı. Tüm sömürge güçleri topraklarımızı paylaşmış ve Anadolu da büyük feryatlar kopmuştu. Büyük kumandan Mustafa Kemal tarafından Kurtuluş mücadelesi başlamış, eşine az rastlanır bir kahramanlıkla ordumuz düşmanları yurttan kovmuştu. Türk ordusu her şeye rağmen galip gelmişti.

Her milletin Milli Marşı kendi kahramanlıklarını anlatır. M. Akif tarafından yazılan “İstiklal Marşı” ise milli, vatani, yüksek duyguları çağrıştırır ve bize canlarını seve seve verenlerin büyük başarılarını anlatır.

Kahraman askerlerimize ithafen yazılan istiklal marşımızın 87. yılını kutluyoruz. M. Akif ERSOY’U hasta yatağında iken ziyaret edene “Allah bu millete bir kere daha istiklal marşı yazdırmasın.”  diyen merhumu bu günde anıyoruz.

Kurtuluş mücadelemizi en güzel şekilde anlatan ve gelecek nesillerle bağımsızlığı, kendini vatan ve millet için feda etmeyi öğreten Milli Marşımızın kabulü dolayısıyla Mehmet Akif’i, İstiklal Marşımızı kabul eden Mustafa Kemal ve Meclisi en derin duygularımla anıyor, ruhlarınız şad olsun diyorum.

İstiklâl Marşı’nın 10 kıtası, nasıl kabul edildiği ve bestelendiği hakkında kısa bir bilgi aşağıya sunulmuştur.

İstiklâl Marşı
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,
Her cerihamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden naşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl
Mehmet Akif ERSOY

İstiklâl Marşı'nın Kabulü Nasıl Oldu:
Kurtuluş Savaşı'nın başladığı yıllarda, cephedeki askerlerimizi coşturacak, onların morallerini yükseltip ulusal duygularını güçlendirecek bir ulusal marşın hazırlanması düşüncesi, Genelkurmay Başkanı Albay İsmet İnönü tarafından ortaya atıldı. Bunun üzerine Millî Eğitim Bakanlığı ödüllü bir yarışma açtı ve durumu tüm yurda duyurdu. Yarışmaya 724 şiir katıldı. Değerlendirme komisyonu şiirlerin tamamını inceledikten sonra altı tane şiir, ulusal marş olmaya uygun görülüp ayrıldı. Ancak yapılan değerlendirmede bu altı şiirin de ulusal marş olma niteliği taşımadığı sonucuna varıldı. Zamanın Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver, ulusal marşı Mehmet Akif Ersoy'un yazmasını istiyordu. Oysa Mehmet Akif, ucunda para ödülü olduğu için yarışmaya katılmamıştı. Ulusal marş niteliği taşıyan bir şiirin bulunamaması üzerine dostları devreye sokularak Mehmet Akif ikna edilmeye çalışıldı. Sonunda para ödülünün kaldırıldığı konusunda güvence verilince Mehmet Akif, marşı yazmayı kabul etti. Daha önce ayrılan altı şiirle Mehmet Akif'in yazdığı şiir arasında yapılan değerlendirmede Akif'in şiiri birinci oldu.

Marşın Bestelenmesi:
İstiklâl Marşı, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin milli marşıdır. Sözleri Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan İstiklâl Marşı, 12 Mart 1921'de resmen milli marş olarak kabul edildi. 1924 yılında Ali Rıfat Çağatay'ın bestesi kabul edildi. 1930 yılına kadar kullanılan bu beste, bu tarihte Cumhurbaşkanlığı Orkestrası şefi olan Osman Zeki Üngör'ün bestesi ile değiştirildi. Marşın armonik düzenlemesi Edgar Manas, bando düzenlemesi ise İhsan Servet Künçer tarafından yapıldı. Günümüzde de aynı beste kullanılmaktadır. İstiklal Marşı'nın yalnızca ilk iki kıtası bestelenmiştir.